yazı

Podcaster oldum da sor bir nasıl oldum – Ümran Örkün

Merhaba sevgili dinleyen,

Çocukluğu radyo tiyatrosunu dinlemekle geçmiş, yaşını kendiliğinden belli etmeye hevesli ben denizin yolu bir gün “podcastarea” adı ile anılan arkadaşla kesişince dedim ki “Nedir bu Podcast? “. Dinledikçe ve ne olduğunu anladıkça podcast çekme fikrine bayıldım. Radyodan dinlediği tiyatrolardan etkilenip tiyatro işine de bulaşmış ben kişisi için âşık olduğum psikoterapi ile alakalı bir konuyu ruhunu vererek konuşmak çok zor olmasa gerekti. Kim bilir ilerleyen zamanlarda kimler kimlerle sohbetleşirdik kanalda. (Var bir hayalimiz!)

Her şeyden önce radyonun resimlisi ve internetlisi Youtube, ev yapımı versiyonunda bile ciddi bir hazırlık gerektiriyor. O aşamada benle gerçeklik arasına bir duvar giriyor gibi hissediyorum. Kayıt tuşuna bastıktan sonra aşmak için zaman gerekiyor. (Ama kabul edin çaktırmıyorum). Podcast öyle mi? Canım Podcast! Üzümlü kekim! Kayıt tuşuna bastığım anda kendimi bir seminer salonunda hayal ediyorum. Her yeni podcast konum karşımda hevesli dinleyicilerin olduğu bir seminere girmek gibi. Siz dinlerken ben koltuklar arasında geziniyor ve kendimi kaptırmış bir şekilde anlatıyorum. Anlattıkça daha çok şeyi paylaşasım gelmesi de cabası.

Saatlerimizin trafikte, yolculukta geçtiği; bazen evde bir şeylerle uğraşırken kulağını verdiğin yayın, artık istediğin zaman ulaşabileceğin bir mecrada. Bence bu da podcast diyarının harika bir özelliği. Kayıt altında, istediğin an, istediğin kadarını alıp yoluna devam edebiliyorsun. Yani randevu almadan, kaçırdım üzüntüsü yaşamadan, sadece listeye girerek istediğin an sesimle yanındayım. Ne şahane değil mi? Bence öyle 😊

Peki ne anlatıyor bu kadın? Nerden başlıyor anlatmaya? Konular nereden çıkıyor? Konuya nereden giriyor? Bir Psikoterapist olarak Haziran ayı itibari ile 15. Yılımın içerisine gireceğim. Dedim ki öyle bir kanal olsun ki cesur olayım. Hem hiç bahsedilmeyen konuları hem de beklenen klasik ruh sağlığı başlıklarını yeni bir sesle dillendireyim. Bir fikrim olsun ama sese gücünü veren yorumdan uzak kalmayayım. Malum terapist fikir beyan etmekten kaçınır biraz. Akademik çerçeve onun koruyucusudur çünkü. Ama podcaster beyan edebilirdi bence. 

O esnada kafamda kanalın ismi şekillendi. Bir isimde tüm mesajı verebilirdim. Terapi de Onuncu Köy! Hayır burada bir yazım hatası yok. Kendi içinde yolculuğa çıkanların, mevcut söylenenlerle yola devam edemeyenlerin, yineleneni yeni bir kulakla dinlemek isteyen tüm Dokuz Köyden Kovulmuşların toplandığı bir deli ruh sağlığı kanalı olalım dedim. Yani “Terapinin kendisi de onuncu köy merak etme burada yalnız değilsin, herkes kovuldu” mesajı var. Hem de “Terapide onuncu köy, gel kardeşim burada kovulmak yok, kovulduğun konuları dinlemek, anlamaya çalışmak var” mesajı içeriyor. Dedim ya bir deli ruh sağlığı kanalı diye.

Anlattığım şey sensin, benim, yanındaki, öteki! Olumlu ve olumsuz tüm duygu, düşünce ve davranışlar hepimizde var. Bunların bileşimleri kimi zaman amacına hizmet eden bir yapıda, kimi zaman değil. Hayat amacına, yol haritana hizmet etmeyen bileşimler seni bana yani ben suretinde terapiye getirir. Sadece sen mi seni getirirsin bana? Hayır, bazen modern toplum sorunları da senin kendini dipte bulmana neden olur. Bknz “ İlham Vermek” başlıklı podcastimiz. 

Seni bana, seni kanala, seni arama çubuğunda ruh sağlığı başlığına yönlendiren her ne ise ona dair farklı ve fonksiyonel bir yorumla gelmeye çalışıyorum sana. Formül basit:

  • Podcast konuşunda konuşurken 3 soruyu sor: 1) Ne yaşıyorsun? 2) Bunu neden yaşıyorsun? 3) Ne yapabilirsin? “Zaten bu 3 soru kendi kendine yardım içeriğinde olmalı” diyorsun belki ama içerikleri taradığımda pek çoğunda bu kutsal üçlünün birliği yoktu açıkçası.
  • Akademik, kavram dolu dilden uzak dur. Bir şeyi 7 yaşındaki bir çocuğa anlatamıyorsan anlatamıyorsun demektir. Anlaşılır bir dil kullan. Belki sadece konu ilgisini çektiği için kanalında, bir sorunu olduğundan değil. Anlamak, öğrenmek için gelmiş. Kavramları açıkla, sana gelen zaten köşeye sıkışmış hissediyor, o belirsizlik ve çaresizlik içinde iyice kafasını karıştıracağı bir hale sokma dinleyeni. Edebiyatı, sinemayı, resmi, seyahati, doğayı kullan ama bir yolunu bul ve anladığını, anlaşıldığını anlat.
  • Gerçeğe yaslan çünkü hiçbir gerçek danışanın kaybolduğu ve amacına hizmet etmeyen yoldan zor değil. Bunun için gerekirse yüzlerce danışanından, mahremiyet duvarını sağlam kuracak şekilde örnek cümleler ver. Aralarından en sık tekrar edenleri ver ki kendini yalnız hisseden dinleyici “Bir dakika ya başkaları da böyle düşünüp yardım alıyor mu? Demek ki ümit var.” Desin.
  • Düzenli içerik üret ki seni dinleyen her konuda kendini ilerletebilsin. Belki ona güzel bir yol açarsın. 

Bu formülle ilerledim her konuda. Sıkça sorulan sorulardan yola çıktığım da oldu kendi ilgimi çeken ve danışanlara eziyet olduğunu düşündüğüm konulara da eğildim. 2020 yılında Türkiye’de Sağlık ve Kişisel Gelişim Alanında ilk 10’a girince anladım ki tuttuğum yol çok da yanlış değil.

Uzun yıllardır bir yerlerde yüz yüze ve online tapiler yapıyorum. Online terapi ben kadar sık şehir ve ülke değiştiren birisi için yeni değil yani. Pandemiden önce bir 10 yılı var ve benim danışanlarım alışık düzende devam ediyor. Yurttaki danışanların yanı sıra yurt dışında çok farklı kültürlere entegre ya da kültürün göçmeni danışanlarla çalışıyorum. Seminerler, eğitimler veriyor; seminerler eğitimler alıyorum. Meslekte ilerledikçe gördüğüm bir şey hiç değişmiyor ama. Anlattığım sensin, benim, yanındaki dedim ya hani. Terapi alemi cihan bir iş değil aslında. Zamanla oluşan travmalar, problemler belki de sadece stres etmenleri nedeni ile bazen gözünün önünde olan, bazen derinlerde gömülü şeyi senin önüne koyup, şefkatli ama güvenli bir şekilde “Haydi bununla ne yapacağımıza karar verelim” demek.

İyi bir uzman bulduğunda bunun senle benzer şeyleri yaşayan onlarca, yüzlerce kişi ile gidilip denemiş bir yol olduğunu bilmenin güveni ile üstelik. 

O yüzden kendine vereceğin en büyük şans belki sırtındaki yükten kurtulma adına belki de ne kaybederim diyerek terapi denen bu dönüştürücü yolculuğa çıkmak. Peki podcast denen şahane mecra nerde faydalı bir giriş yapar hayatına? Her ne sebepten olursa olsun, sıkıntı yaşadığın, köşeye sıkıştığın, çaresiz hissettiğin konuda bu yolculuk zor geliyorsa podcastleri dinlemek de yolun kenarına oturup yolu kolaçan etmek aslında. Bak bakalım bir ne yapıyormuşuz da sana uyuyor mu? Kendi kendine yardımla işin içinden çıkıp korktuğun o yolculuğa çıkmana bile gerek kalmadığını görürsün belki. Belki de “Hadi bir cesaret sen de taşın altına koy elini” dersin…

Kendimce iyi bir okuldan mezunum, uzmanlığı yine iyi bir okulda yaptım ve yıllardır çalışan birisi olarak tek bir senem eğitim alıp yenilenmeden geçmedi. Çok değerli hocalardan dinledim bu güzel mesleği ama bu saydıklarımın hiçbiri danışanlarımın hocalığını geçemedi. Bir psikoterapisti en iyi eğiten kişi danışanlarıdır. 

O yüzden sevgili dinleyen iyi ki varsın! Burada bir köy var yakında ve orada hep kabul görüyor olacaksın! Her ne yaşamış ve yaşatmış olursan ol…

Var ol!…

Related posts
yazı

Sm. - Let's talk everything - Tümay Solak

Sm. – Let’s talk everything. Türkçe Podcast: Tümay Solak’ın hazırladığı ve sunduğu; güncel konuların konuşulduğu her hafta yayınlanan bir podcast yayınıdır.
Read more
yazı

Tüketime Övgü - Hakan Şık / Hande Aydın

Tüketime Övgü nasıl çıktı derseniz de biraz sizi geçmişimize götürmek isteriz.
Read more
yazı

Neden podcast yapıyorum? - Rana Beri

Merhaba, hepinize hoş geldiniz demek istiyorum öncelikle ve neden podcast yapmaya karar verdiğimi, sosyal medya mecralarına neden bir yenisini daha katmak istediğimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Ben daha çok işitsel alanda…
Read more

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir