yazı

Bunca İçerik Nasıl Takip Edilecek?!

Üstümüze üstümüze içerik atılıyor. Her köşeden bir video, her kafadan bir podcast önerisi, her melankolikten bir kitap tavsiyesi ve her kimseden bir film önerisi geliyor. Gençlik dönemlerimizde binbir alengirle izletilmeye çalışılan komik videolar hayatımızın her anında karşımızda. Bir Instagram hikâyesinde, bir tweet capsinde ya da direkt aile whatsapp gruplarımızda beğenimize sunuluyor. Hele ki mesleğinizle alakalı viral olmuş bir paylaşım her kanaldan size ulaşıyor. Dans eğitmeniyseniz Örümcek Adam, Batman ve Süperman’in abesle iştigal bir görsel şölen olan halay gösterisini her yerden alıyorsunuz. Herkes gülücük emojileri ve türlü mizahi metinleriyle bu içerikleri sizinle paylaşıyor. Yalan olmasın ilk 456 paylaşımda hafif bir tebessüm ediyorsunuz ama sonraki 2578 paylaşım biraz kabak tadı vermiyor değil. 

İçerikleri takip etmek başlı başına bir sorun. Çünkü karşınızda dev gibi bir canavar var, o da internet algoritması. Yemek tarifi videosu izlerken kendinizi önerilen diğer videolar vasıtasıyla en güzel gelinlik modellerini izlerken buluyorsunuz. Arif’in Manchester’a attığı gole ulaşmaya çalışırken diyar diyar geziyor, bir online gazete haberini okumaya çalışırken, kendinizi daha önceki internet aramalarınıza konu olan sitelerin içinde çoktan aldığınız abajurun farklı modellerine bakarken buluyorsunuz. Odaklanma gücünüz gittikçe azalıyor, araştırma şevkiniz kırılıyor üstelik harcadığınız zaman vicdanınızı sızlatıyor.

İşten güçten yorgun argın geliyorsunuz. Koltukta sızma huyunuz yüzünden takip ettiğiniz dizinin bir bölümünü 3 günde bitirebiliyorsunuz. Size önerilmiş bir kitabı okumaya üşendiğinizden filmi çıksın izlerim diyor, tavsiye edilen filme sesli kitabı varsa sporda dinlerim derken podcast önerilerine dinleme sıranıza aldığınız yalanını atıyorsunuz. Zaman kısıtlı, keyif almak için ödememiz gereken bedel maliyetli ve maalesef bir şeyi beğenmemek çok büyük bir kayıp hissi… Sevgilinizin zorla izlettiği sanat filminden çıkınca hissettiğiniz duyguyu aklınıza getirin. Gözler dolu dolu oluyor değil mi?

İçerik üretme maliyeti gittikçe düşüyor. Sütü seven kamyoncu videolarının prodüksiyonunu hatırlarsanız bugün çekilen TikTok videolarındaki gelişigüzel çekimler basit kaçıyor. Ekran kenarlarında beliren yazıları aklınızdan çıkaramadığınız bir müzik eşliğinde gösterip abartılı figürlerle salınan karikatürize tipleri düşünün. Herhangi bir maliyet var? Ya da bir telefonun ses kayıt uygulaması vasıtasıyla çekilen bir podcasti Spotify sunucularına göndermek ne kadar zor? Bu maliyetsiz olma durumu içerik enflasyonun çığ gibi büyümesine sebep oluyor. Yanlış anlaşılmak istemem bu durum oldukça hoşuma gidiyor. Çok basit tekniklerle yapılan istisnai işleri takdir etmekten kendimi alamıyorum. Örneklerini burada uzun uzun anlatmayacağım ama meraklıları Twitter’da “TikToks that saved my life” hesabından güncel emsalleri takip edebilir. 

Peki, biz bu kadar içerik konusunda ne yapacağız? Önerilen podcastleri aralıksız dinlesek 4,5 yıl sürüyor, kitapları okumaya ise ne göz yeter ne de mecal. O halde kimin önerdiğine ve ne şekilde önerdiğine bakıyoruz. Netflix’te sevdiğimiz bir filmi izledikten sonra önerilen “bunu sevdiyseniz bunu da seversiniz” önerilerine tıklıyoruz. Çok etkilendiğimiz bir yazarın önerdiği kitabı hunharca satın alıyoruz. Gerçi son dönemde “belirli itiraf videolarının” fonlarında gördüğümüz kitaplar bile satış rekorları kırıyor ama özünde bu zamansızlık, maliyetsizlik ve kaliteli içerik açlığı bizi bir kavram ile tanıştırıyor; kürasyon.

Kürasyon kelime anlamı olarak seçilen, ön plana çıkarılan, sergilenmeye talip gibi bir anlam içermekte. Aslında kelime küratörün yaptığı iş olarak karşımıza çıkmakta. Bu da bize şu soruyu sorduruyor; küratör ne? Küratör TDK’da “Müze, kütüphane, sergi, hayvanat bahçesi vb. yöneten ve etkinliklerini düzenleyen yetkili kimse olarak karşımıza çıkıyor.” Yani derleyen demek… Bir müzede binlerce sanat eserinden bizlerin huzurlarına sunulmaya layık olanları bizim için bulan ve beğenilerimize sunan demek. İnternetteki onlarca içeriğin belirli bir bağlamda en kaliteli olanlarını bulup çıkaran demek… O halde bu içerik enflasyonunda geleceğin dallarından birinin küratörlük olacağını tahmin etmek çok da yanlış olmayacaktır. Öğrenim yollarını derleyip, düzenli ve keyifli bir basitlikle önümüze sunan PathYou.com ya da şahsi beğenilerimizi derlediğimiz bizi tanıyan ya da tanımaya çalışan kişilere zevk ve beğenilerimizi anlatmaya çalışan, onlarca içerik arasından beğendiğimiz ve içten içe beğenilmesini istediğimiz içerikleri toparlayan Wiser gibi siteler bu küratörlük işinin öncüleri sayılabilir. Üstümüze üstümüze atılan içeriklerin derlenip düzenlenmesi artık şart ve bu konuya eğilmek her zamankinden daha önemli… 

Podcast mecrasında içeriği salt katagorilere göre ayırmayan, içerikleri içerdiği materyalin bize uyup uymamasıyla sunan bir uygulama da genç girişimcilere verdiğim mükemmel girişimcilik fikri olsun diyerek yazıyı bitiriyorum. Çünkü kuzenimin önerdiği komik olmasına ihtimal vermediğim yerli komedi filmini izleyeceğim.

Related posts
yazı

Şipşak Podcast

Şipşak Podcast’e “High key – Low Key Aydınlatma” bölümüyle birlikte sezon arası verdim. Yeni sezona daha fazla içerikle ve daha fazla fotoğrafçılık alanındaki tecrübelerimle, her hafta bölüm yayınlayarak devam edeceğim. …
Read more
yazı

Spotlight + Podcast serisi

In-Between Tasarım Platformu Spotlight + Podcast serisi yeni sezonunda United Colors of Benetton iş birliği ile yaratıcı genç profillerle birbirimize ve dünyamıza daha iyi davranmanın yollarını arıyor. In-Between Tasarım Platformu…
Read more
yazı

Masal-Dergi Mozart Cultures

Bir varmış bir yokmuş, her gece evlere konuk olup geleceğimiz miniklerin kulaklarına büyüklerinden dinledikleri masalları fısıldayan bir ekip varmış. Peki Uykudan Önce podcast serisi için çalışan ekibimizin giriş, gelişme ve…
Read more

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir