yazı

Bir İyileşme Hikayesi: Duygu Yoklaması

Hayatın içinde koştururken birçok deneyim ve duygudan geçiyoruz. Çoğu zaman yaşadığımız zorluklar ve içerisine sıkıştığımız duygular bizi oradan oraya savurabiliyor. Ben bunların içindeyken hepsine nasıl bakmaya çalıştığımı, iyileşmenin ve güçlenmenin yollarını nasıl aradığımı anlatmak istedim ve “Duygu Yoklaması” adını verdiğim bir podcast serisine başladım. Gündelik hayatımda bana sıklıkla sorulan sorularla da sizler için podcastimi anlayabileceğiniz bir otoröportaj hazırladım.

Öncelikle Duygu Yoklaması’na nasıl başlamaya karar verdin? Bu podcast neyi anlatmaya çalışıyor?

Psikolojik danışmanlık ve rehberlik öğrencisiyken, derslerde işlediğimiz mental rahatsızlıkları öğrenirken deneyimliyor olmak, koca bir dünyanın içinde tek başıma sıkışıp kalmışım gibi hissettiriyordu. Depresyon, anksiyete, değersizlik hissi ve disfori ile baş etmeye çalışıyordum. İyileşmek için çeşitli yöntemler deneyip terapi alıyordum. O zamanlar bağımlısı olduğum sosyal medya platformlarında bir gün daha önce hiç görmediğim bir şeyle karşılaştım: kendi hikayesini hiç çekinmeden paylaşan insanlar var! Kendi deneyimlerimden başka deneyimler dinlemek, o deneyimlerin içinde ortak noktalar bulmak ve yaşadığım deneyimlerin yanlış olmadığını, yalnız olmadığımı görmek beni güçlendiriyordu. Artık kendimi iyi hissetmediğim için suçlamamaya, kendime anlayış gösterebilmenin bir yolunu bulmaya ve yaşadığım deneyimleri anlayabilmeye başlamıştım. “Duygu Yoklaması” hikayem de böylelikle başladı. Ben de kendi deneyimlerimi paylaşmak, iyileşme hikayemi paylaşmak istiyordum. Fakat bunu hangi yolla yapacağımı bilmiyordum. Mental rahatsızlıklara karşı topluma yerleşmiş büyük bir stigma var, bu stigmalarla mücadele etmek istesem de çekincelerim de vardı ancak bir o kadar da mücadeleye ihtiyaç vardı. Önce blog yazmayı denedim ama pek sürdüremedim, beni daha da heyecanlandıran bir kanal arıyordum. Sonra podcast dinlemeye başladım ve “Ben de yapmalıyım.” dedim. Zaten her daim konuşmayı sevmişimdir. Ancak kendimi bu konuda hiç yeterli hissetmiyordum, herhangi bir deneyimim yoktu. Uzun bir süre podcast yapmanın inceliklerini kendi kendime araştırdım ve o süre içerisinde cesaretimi toplayıp içeriğimi hazırladım. Daha sonra çekinerek de olsa “publish” düğmesine bastım ve Temmuz 2021’de ilk bölümümü yayınlayarak başladım. Bugün ise Duygu bir yaşına bastı.

Ruh sağlığı hakkında konuşarak neyi amaçlıyorsun?

Toplumda mental rahatsızlıklar hiç olmadığı kadar yaygın ve tabulaşmış bir konu. Daha güçlü ve erişilebilir destek mekanizmaları geliştirebilmek için bu tabular hakkında konuşmamız ve bu konuları daha görünür hale getirmemiz gerektiğini düşünüyorum. İngilizcede “mental health advocacy” olarak kullanılan bir konsept var, ruh sağlığının öneminin ve nöroçeşitliliğin altını çizip bu konuların savunuculuğunu yapmak anlamına geliyor. Fakat bu geniş ve gelişmekte olan bir literatür ve ne yazık ki Türkçe literatürde pek yer kazanabilmiş değil. Bu noktada ben de konseptleri açıklamaya çalışırken çok zorlanıyorum ve bu yolda her geçen gün kendimi geliştirmeye çalışıyorum. Hem bu savunuculuğu Türkiye’de yapabilmek istiyorum hem de uzun vadede Türkçe literatüre bir şeyler kazandırmak istiyorum. Bunu yaparken de en çok kendi hikayeme sarılıyorum. Çünkü bir yerde başkalarının deneyimlerini varsayarak hareket edemesem de, başkalarının da deneyimlerini paylaşabilecekleri alanlar yaratabilirim. Bunlar şu anda gözüme daha çok hayal gibi görünüyor ancak her geçen gün bunlar için küçük adımlar atmaya çabalıyorum. Daha çok araştırmaya, kendi deneyimlerimi daha çok paylaşmaya, iyileştirici ve güçlendirici içerikler üretmeye çalışıyorum. Asıl amacım ruh sağlığı farkındalığı geliştirmek olsa da aslında çoğu durum ve duyguyu insan olarak hepimiz hayatımızın akışında az çok deneyimleyebiliyoruz, ortaklaşabilecek duyguları ve deneyimleri ortaya çıkarıp bu deneyimlerin ve duyguların altını çizmeyi de hedefliyorum.

Asıl amacın ruh sağlığı hakkında konuşmak olsa da insan olmaya dair de şeyler anlatmak istiyorsun sanki?

Evet. Hayatın içinde şekilden şekle girerek birçok duygu yaşıyoruz, ben de halının altına en çok süpürdüğümüz, en çok konuşmaktan kaçtığımız duygular hakkında özellikle konuşarak duygularımız hakkındaki tabularımızı biraz olsun düşündürebilmek istiyorum. Bunu yapmak hiç kolay değil. Çünkü bunu yaparken kendi kaçtığım duygularımla kayıt altında yüzleşmeye çalışıyorum, ama her bölüm biraz daha rahat oluyor sanki. En başından beri beni dinleyenler de bu değişimi gözlemlemişlerdir bence.

Peki “Duygu Yoklaması” ne demek? Bu ismi nasıl buldun?

Duygu Yoklaması’nı sadece duyguların değil, mental sağlığımızı oluşturan bütün bileşenlerin konuşulduğu ve mental rahatsızlıklara karşı geliştirilen stigmaların dile getirildiği bir alan olarak tanımlayabilirim. Ancak mental sağlığımızın kökeni duygularımıza ve duygu durumumuza dayanıyor, Duygu Yoklaması da bu noktada bir durup nasıl hissettiğimin yoklamasını almak demek oluyor. Podcastin fikrini ortaya çıkardıktan ve sıfırıncı bölümü kaydettikten sonra hala bir isim bulamamıştım ve bir isim bulamamak beni de fazlasıyla endişelendiriyordu. O dönemde Clubhouse uygulaması popülerleşmişti ve orada sadece nasıl hissettiğimiz ve duygularımız üzerine buluşup konuştuğumuz oturumlar açmaya başlamıştım. ‘Duygu Yoklaması’ ismi de o buluşmalardan sonra ortaya çıktı. Yaklaşık dört buluşma gerçekleştirdikten sonra o buluşmaları planlamayı bıraktım ve ilk bölümümü 6 ay sonra yayınladım. Ama özünde Duygu Yoklaması, yaygın olarak sivil toplumda yapılan paylaşım toplantılarının açılışında yapılan bir çalışmadır, ‘duygudurum yoklaması’ olarak da bilinir.

“Duygu Yoklaması” nereye gidiyor? Podcast’te gelecekte ne gibi konular işlemek istiyorsun?

Bu program da tıpkı benim gibi değişen ve gelişen bir halde, bugün bu bahsettiğim amaçlara sahip olabilirim ancak bunlar da zaman içinde şekillenecek diye düşünüyorum. İlk başta yola çıkarken de çok keskin sınırlar çizmemiştim, hala da çizmeyi tercih etmiyorum. Ama her geçen gün kendi özgün çizgisine daha çok erişen bir podcast’e dönüşüyor ve bu gidişattan bir hayli memnunum. Hem kendi “kusurlu” ve kırılgan taraflarımdan bahsederken nasıl iyileştiğimi anlatmak, hem de insan olmanın parçası olan konuların altını çizmek spesifik olarak bir konuya eğilmekten daha iyi geliyor bana. Bir de üstüne dijital çizim de yapmaya başladım. Sosyal medya tarafında yazdıklarımı ve çizdiklerimi paylaşmak da Duygu Yoklaması’nın bugün büyük bir parçası oldu. Önümüzdeki zamanlarda Duygu Yoklaması’nda daha çok üretmek, daha çok yüzleşmek, terapiden öğrendiklerimi daha çok konuşmak, umut verici şeylerden daha çok bahsetmek, iyileşmek ve iyileştirmek istiyorum.

Related posts
Ekipmanyazı

Riverside.fm incelemesi: En iyi uzaktan podcast kayıt platformu mu?

İlkan Akgül Özellikler, fiyatlandırma, derecelendirme, artılar ve eksiler dahil olmak üzere Riverside.fm’in derinlemesine bir incelemesi. Orijinali Jonathan Carson tarafından Medium’da yazılan bu inceleme, İlkan Akgül tarafından çevrilmiştir. “2021’in en iyi…
Read more
EkipmanTavsiyeyazı

Podcast kaydetmek için en iyi beş ses kartı modeli

Selamlar! Ben Selamican, Podfresh’te ses mühendisi olarak çalışıyorum ve artık inceleme yazılarımla ben de PodioMag dergimizde sizlerle birlikte olacağım. İlk yazımda ise podcast kaydetmek için en iyi beş ses kartı…
Read more
yazı

Bu podcast'ler size iyi gelecek yaralarınızı saracak!

Hayatın yorucu temposunda zaman zaman yolunuzu kaybedebilirsiniz. Ufak sorunların devleştiği ve omuzlarınıza yük olduğu anlarda zihninizdeki sorulara cevap bulmak oldukça güç olabilir. İşte yanıtsız kalan sorularınıza cevap niteliğinde zengin içerikli…
Read more

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir