Genelröportaj

PotaCast 10. Yılında!

Dile kolay 10 yıl… 10 yıl önce başlayan Türkiye podcast ekosisteminin mihenk taşlarından Potacast 10 yaşında. İlkan Akgül, şu sıralar MediaMarkt ve Socrates Dergi/Podcast ile yayın hayatına devam eden programın sunucuları Kaan Kural ve Orkun Çolakoğlu ile PodioMag için konuştu.

İlkan Akgül: Öncelikle vakit ayırdığınız ve emekleriniz için teşekkürler. Podcast’ten de ziyade 10 yıldır bir şey üretiyor olmak nasıl bir his?

Kaan Kural: Aslında 10 yıldır sohbet etmeyi sevdiğin bir arkadaşınla konuşmaktan farklı değil. Yapmaya başlarken de bir proje gibi düşünmedik. O dönemlerde bize sosyal medya üzerinden NBA ile ilgili sorular geliyordu ve biz onlara toplu cevap vermek için başladık. Yıllar içerisinde bu profesyonelleşti ve podcast dünya çapında çok tüketilen bir format olmaya başladıktan sonra bizimki ona dönüştü gibi oldu.

Orkun Çolakoğlu: Bizim daha önce de “Acaba devam edemeyecek miyiz, etmeli miyiz?” diye sorguladığımız günler oldu ancak aslında ortaya çıkardığımız şey de tam bir üretim sonucu değil. Evet ortada bir yorumlama ve onu yapabilmek adına izlenen bir şey var ama esasında bir şeyi izleyip takip ediyorsun ve üretim başka yerden geliyor. Ama sonuç itibariyle 10 yıl çok uzun bir süre.

“ÇOK TEKNİK SIKINTI YAŞADIK.”

İlkan: Ben bugünden başlayıp 10 yıl sonrasına kadar bir şey üretmeye başladığımı düşündüğümde araya motivasyon sorunu, insani sıkıntılar vb. birçok sorun giriyor. Herhalde 10 yıl boyunca devam etmenizin sebebi sadece baketbol konuşmayı ya da podcast yapmayı sevmek olamaz değil mi?

Kaan: Biz de 10 yıl boyunca her programı büyük bir coşkuyla yapmadık ancak “Bugün de yapmayalım” dediğimizin çok nadir olduğunu hatırlıyorum. Ancak bunu üretmek kolay ve yapabilmek adına daha fazla fiziksel ya da mental efor sarfetmiş olsaydık belki daha çok zorlanabilirdik. Haftada 1 kere Orkun’u arayıp onunla yarım saat sohbet etmiş olmaktan çok farklı gelişmedi bu süreç ve işleri de kolaylaştıran şey bu oldu. Biz bunu yaparken karşıdan birilerinin bunu dinlemesi de motivasyondan ziyade sorumluluk yüklüyor.

İlkan: Ben podcast platformlarında gezdiğimde birçok yarım bırakılmış podcast görüyorum. Belki motivasyonları kaybolmuş belki teknik sıkıntı yaşamışlar belki başka bir şey. Siz bu açıdan da güzel bir örneksiniz.

Orkun: Biz teknik sıkıntı çok yaşadık ama umursamayınca çok rahat oluyor. (Gülüşmeler)

Kaan: İlk bölümde ben sağ, Orkun ise sol kulaklıkla konuşmuştu.

İlkan: İlk bölüme, uzaya başarıyla fırlatılan ilk mekiğe baktığımızda…

Kaan: Atmosferin dışına çıktı mı çıkmadı mı, başarılı mı oldu çok emin değiliz.

“RAKAMLARA İKİNCİ YILIN SONUNDA BAKMAYA BAŞLADIK.”

İlkan: Hiç değilse havada infilak etmemiş. Peki ilk başta “Gel podcast kaydedelim” mi yoksa “Gel Basketbol konuşalım” mı oldu? Podcast’in sektörel olarak bu denli genişleyeceğini biliyor muydunuz?

Orkun: Biz başlarken “Podcast şuraya gider biz araziyi önden alalım” gibi bir şey düşünmedik açıkçası. Potacast ismi Kaan Abi’den çıkmıştı ve o dönemde paralel olarak gelişen Yazıhane sitesi vardı ve rol modelimiz (Grantland), ne yapmak istediğimiz belliydi. İkimiz de o dönemde işsizdik, NBA’den çok fazla soru geliyordu, o sırada platformumuz yoktu ve insanlara nereden ulaşabileceğimiz konusunda konuşuyorduk ve bu podcast olabilir dedik. Buralara geleceğimizi ve programın bir öncü olacağını hiç düşünmedik. Hatta o gün konuşsak, bir süre sonra devam ettireceğimiz konusunda ikimiz de emin değildik.

İlkan: Peki 10 yıl önce sizi dinleyenlerin sayısı örneğin 100 ise şu anda 10 Bin mi? O günden bugüne orada nasıl bir katsayı var?

Kaan: Biz rakamları sağlıklı incelemedik. İlk tespit edebildiğimiz kadarıyla 10 yıl önce 4-5 Bin civarında dinleniyorduk ve çok şaşırmıştık. İkinci senemizin sonunda sponsor alma durumumuz olmuştu ve sorduğumuzda 7500 civarındaydı ve daha çok şaşırmıştık. Bana sorsaydınız ben 3-4 Bin anca derdim. Şu anda da haftalık 15 Bin civarında bir dinlememiz var.

İlkan: Peki dinlenme motivasyonlarınız nasıldı o dönem? Yani 3-5 Bin dinlenmeseydiniz de sizce aynı motivasyon devam eder miydi? Moral de verdiği belli çünkü.

Kaan: Biz yüzüncü programda falan ilk kez rakamlarımızı sormak zorunda kaldık. Elbette geri dönüşler alıyorduk ama az dinlendiğimizi düşünüyordum, Orkun da o durumdaydı.

Orkun: Tabii ki bu işlerde motivasyon önemli oluyor ama Kaan Abi ile bizim dinlenme üzerinden bir bilgimiz yoktu, daha çok sosyal medya üzerinden gelen tepkilerle motivasyon bulabiliyorduk. Yayınlıyoruz, salıyoruz, gelen dönüşlerin çoğu da güzel olunca dinlenmelere bakmadan onun üzerinden bulman gerekiyor.

İlkan: Feedback kültürü çok önemli ve Türkiye’de bunun eksik olduğunu düşünüyorum. Bir şeyi beğendiğimizde değil eleştireceksek söylüyoruz.

Orkun: Genel olarak bu dediğin doğru bir şey. Bir geri dönüş olduğunda bize elbette olumsuz da oluyor ama oranlarsan daha az kalıyor. Takdir belirtme alışkanlığımız daha küçük.

Kaan: Erken başlamamızın bir avantajı var. O zaman podcast de çok az olduğu için, yeni de olduğu için insanlar feedback konusunda oldukça hevesliydi. Yarın Orkun’la ya da başka bir partnerle yeni ama çok başarılı bir podcast yapsam pek çok insan görse bile geri dönüş konusunda o zamanki kadar hevesli olmayabilir.

İlkan: Peki 10 yıl önceki hazırlık süreciyle şimdiki arasında zamansal bir fark var mı?

Orkun: O zaman işsizdik ve vakit anlamında da serbestliğimiz vardı. Biz Potacast’e başladığımızda ayrıca format sadece NBA üzerine değildi. Türkiye Ligi, EuroLeague + NBA ve dönemi geldiğinde milli takımlar vardı. O dönem büyük bir işe kalkışmıştık ve çok daha fazla vakit imkanımız vardı. Bir süre sonra da zaten buna devam edemedik önce Türkiye Ligi’ni kestik sonra günleri ayırdık. Zamanla değişti ve geldiğimiz noktada 50 dakikayı çok aşmıyoruz, NBA’ye sabitlemiş durumdayız. Hazırlık da buna göre değişiyor tabii. Potacast’in bugün özel bir hazırlığı şu yüzden olmuyor: NBA bizim podcast dışında da işimiz ve NBA ile yaşayıp takip ediyoruz. Yayına hazırlık yapmadan zaten doğal olarak ister istemez hazırlık içerisinde oluyorsun.

İlkan: Siz Youtube da yapıyorsunuz podcast de. İki mecranın da üretim ve tüketim dinamikleri oldukça farklı. En rahat hangisinde hissediyorsunuz?

Kaan: Podcast her zaman daha rahat. Prodüksiyon kolaylığı bir yana bir orada ifade konusunda da çok rahatız. İlk günden itibaren çok amatör gitmemizin sebebi de, sanki salonumuzda ya da kafede insanlarla sohbet ediyormuşuz ancak sadece muhabbete katkı yapamıyorlar hissiyatıydı. Bunu 10. yaşımız için, Socrates Dergi ve 4129 Grey’in hazırlamış olduğu Potacast Anıtı’nda dinleyicilerimize bıraktığımız teşekkür mektubunda da bu şekilde ifade ettik.

PODCASTLERİMİZİ DİNLEYENLER BİZİM AHBAPLARIMIZ

İlkan: Madem istatistiklere verilere girdik podcast dışı bir soru sormak istiyorum. Eskiden hocaların, koçların ve oyuncuların elinde bu kadar çok veri yoktu. Özellikle son 10 yılda ise veriler bu işin merkezinde. Özellikle Moneyball’dan beri, veri analistliği ile birlikte özellikle Basketbol’un insani vasıflarından uzaklaştığı ve mekanikleştiği eleştirileri var. Siz nasıl bakarsınız?

Orkun: Ben futbol için de benzer şeyleri görüyorum ancak bu dışarıdan bakan insanın “Analize boğuldum” şeklinde algısının etkilenmesiyle ortaya çıkan bir yorum gibi geliyor. Oyunun özellikle milli takımlarda analizler üzerinden yeni doğru oyun şeklinde oynanmaya çalışılması elbette robotik bir hal aldırabiliyor ancak bu her takım ya da Basketbol’un bütünüyle ilgili geçerli bir durum değil. Oyunun değiştiği de muhakkak ama bunu robotlaşma ya da ruhsuzlaşma olarak mı ifade etmek lazım? Bence değil. İnsanlar zamanla eski hali yok haline bürünebiliyor. Zamanla işin içine çok fazla sayı girdiğinde sanki bilgisayar oyununa dönüştü gibi düşünülüyor ama bu doğal bir süreç ve sayılar oyunun daha verimli oynanması için kullanılıyor.

İlkan: Football Manager gibi oyunlardan da birçok hocanın istifade ettiğini biliyoruz.

Kaan: İşin dijitalleşmesiyle alakalı endişeler var ama aslında big datanın getirdiği tek şey, daha önce sezgi, tecrübe ve gözlemle yapılan işlerin biraz daha numerik olarak cilalanması. Houston Rockets gibi ekstrem örnekler olabiliyor ama veri analizi devriminden önce de ekstrem örnekler vardı, mesela 80’lerin Denver’ı. Onları tetikleyen kişisel konular artık rakamsal motivasyonlarla oluyor. Robotlaşmadı, daha aktif bir araç oldu sadece.

İlkan: Peki Basketbol içinde ya da dışında yeni bir podcast projesi var mı?

Kaan: Buna hiçbir zaman kapalı değiliz ancak şu anda kesinleşmiş bir proje yok.

Orkun: Genelde konuk olduğumuz bazı podcastler var ama seri olarak düzenli olarak içerisinde bulunacağımız bir şey yok.

İlkan: 10 yıldır sizlerle olan dinleyicilerinize neler söylemek istersiniz?

Kaan: İyi ki masamızın çevresindeler. Birçok mecrada birçok iş yapıyoruz, bizi her yerden takip ediyorlar ancak podcast dinleyenleri bizim biraz daha ahbaplarımız. Ahbaplarımıza çok teşekkür ederiz.

Orkun: Biz Kaan Abi ile başlarken “Şu kadar devam ederiz, şu platforma taşırız” gibi şeyleri hiç düşünmedik hatta dinleyici sayısına da dediğim gibi bakmıyorduk ve temel motivasyon unsurumuz insanlardan gelen güzel yorumlardı. İlk günden beri eksik etmediler ve ciddi anlamda bize moral verdiler. O anlamda da çok teşekkür ederiz.

Related posts
Genelyazı

Aikido prensipleriyle Podcast yapılır mı?

Madem PodioMag’in bu sayısında kapakta Sokrates var ve madem spor ağırlıklı bir sayı oluyor, o zaman neden savaş sanatlarından bahsetmiyoruz ki? Uzun zamandır planladığım “Savaş Sanatları” Podcastini 2021 yılında sizlere…
Read more
röportaj

Can Öz #PodiolabSoruyor

Bir panik hamlesiydi, ancak beni çok mutlu eden sonuçlar doğurdu.
Read more
Genelyazı

Ayın Şipşak'ı

Ekonomik durum makina üreticilerini ne kadar etkilese de, her yıl birbirinden güzel ve hatta her ay yepyeni kamera ve lens modelleri duyuran firmaların haberleriyle karşı karşıya kalıyoruz. Ben de Podiomag çatısı altında her ay bu gelişmeleri sizlere iletiyorum.
Read more

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir