yazı

Neden podcast yapıyorum? – Rana Beri

Merhaba, hepinize hoş geldiniz demek istiyorum öncelikle ve neden podcast yapmaya karar verdiğimi, sosyal medya mecralarına neden bir yenisini daha katmak istediğimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Ben daha çok işitsel alanda iletişim kuran bir insanım. Yani dokunmayı, bakmayı, görmeyi çok severim ama bir şeyin sesini duymak, birisinin sesini duymak benim için çok önemlidir. Örneğin mesaj yazmak benim için o kadar anlamlı değildir ama bir dakika telefon açıp karşımdakinin sesini duymak bana dünyaları verir. O gün gerçekten kendimi çok iyi hissederim eğer benim için kıymetli bir kişi ise… 

O yüzden arkadaşlarımla sadece yazışmaktansa telefonda ya da zoom üzerinden görüntünün yanı sıra sesle iletişime geçmeyi, bir araya gelmeyi daha çok severim.

Takipçilerimle, okurlarımla ve podcast dinleyicilerim sizlerle sesle iletişim kurmak ve iç dünyamı, hayat üzerine düşündüklerimi sesle de paylaşmayı arzu ettim bu podcast aracılığı ile. Eskiden dinlediğimiz radyoya benzettiğim podcastlerle de sizlete seslenmek fikri bana çok iyi geldi. Önce “teknik olarak yapabilir miyim?” diye tereddüt ettim ama akış içinde hepsi kolaylıkla halloldu ve şimdi her hafta yeni bir podcastimde sizlerleyim. 

Bana podcastlerim konusunda destek olan tüm arkadaşlarıma da  çok teşekkür ediyorum.

Çok kısaca kendimi anlatayım beni tanımayanlar için; ben Rana Beri, İzmir’de doğdum. İzmir Amerikan Kız Lisesi’ni bitirdim ve eğitimime Boğaziçi Üniversitesi Çeviri Bilim bölümünde devam ettim. İngiltere’de Uluslararası İlişkiler alanında masterımı yaptım ve döndükten sonra çok uzun yıllar konferans çevirmeni olarak çalıştım. Konferans çevirmenliği benim için çok güzel bir meslekti ve yıllarca çok severek bu mesleği yaptım. Birbirini dil bariyerinden dolayı anlayamayan iki insanı, iki grup insanı çevirilerimle birbirleriyle anlaşabilir hale getiriyordum. çevirilerim sayesinde. İnsanlar projelerini rahatça sunabiliyor, birbirine sorular soruyor, dertlerini anlatabiliyordu. Bu, bana her zaman çok büyük keyif ve mutluluk verdi, faydalı olduğumu hissettim. 

Yavaş yavaş, belli bir dönemden sonra çoğumuza olduğu gibi, yaşama farklı bir mesleği yaparak, farklı bir var oluşla devam etmek istedim. 

Bu süreçte kendi kendime sordum “Rana sen neleri yaparken kendini yararlı hissedeceksin bundan sonra?” Cevabım şuydu: İnsanları dinlemek, onlara sorular sorarak kendilerini farkettirmek. İnsanların kendi güçlerine yeniden sahip çıkmalarına destek olmak. Ve bunu kendi yöntemleriyle, kendi hayatlarına uygun şekilde yapmalarına eşlik etmek.

Araştırdım ve de böyle bir meslek olduğunu ve adının ‘koçluk” olduğunu öğrendim o zamanlar. Uluslararası Koçluk Federasyonu’na başvurdum. Türkiye’de akredite ettikleri yani yetkinliğini kabul ettikleri okulların isimlerini aldım. Bu okullardan önce bir tanesini bitirdim; Gestalt Koçluk Okulu. Ardından koç olarak çalışmaya başladım. Koçluğumun içerisine meditasyon, enerji, nefes gibi daha önce eğitimlerini aldığım birçok disiplini de ekledim. Ve koçluğumun ilerleyen yıllarında ikinci bir koçluk ekolünün eğitimini daha aldım, bu farklı bir ekoldü; Erickson ekolü…

Her iki ekolün farklı yaklaşımlarını harmanlayarak ve sonuçta kendime özgü bir formülle, karşımdaki danışanın özelliklerine, isteklerine göre ” kişiye özel terzi dikimi” diyebileceğimiz koçluklar yapmaya başladım. Hala daha koç bu şekilde  çalışıyorum, bireysel ve gruplara özel koçluk ile insanlarıa hedeflerine ulaşmaları için destek veriyorum. 

Bu süreçte yazdığım kitaplarım benim için çok önemli. İki kitabım var; biri 2018 yılında çıkan Anda Kalmak, diğeri ise 2020 yılında çıkan İlişkilerde Anda Kalmak.

Kitaplarım aracılığıyla kendi özel yaşamımda da çok önem verdiğim ‘anda olmak’ konusunu enine boyuna ele aldım. Anın getirdiklerini fark ederek o an, yaşam için ne yapılması gerekiyorsa onu yaparak, daha kolay, daha keyifli, daha farkında ve daha huzurlu bir yaşama kavuşmak üzerine aslında kitaplarım. İçlerinde somut, pratik örnek ve hikayelerle…. 

Bu kitapların son derece kolay, anlaşılabilir ve yalın olmasına dikkat ederek yazdım.Yalın hem de derin diyelim… Şu anda ise üçüncü kitabımı yazmaya devam ediyorum.

Bir koç, bir yazar ve danışanlarına eşlik eden bir yol arkadaşı olarak da tecrübelerimi, instagram, facebook ve linkedin aracılığıyla da postlarla paylaşıyorum. Kitaplarımdan bazı satırları da yine bu mecralarda paylaşıyorum. 

Bunların yanına bir de podcasti eklemek istedim. Çünkü ben işitsel bir insanım, diğer duyular da pek tabii benim için çok önemli ama insanın sesini duyduğum zaman onunla tam iletişime geçtiğimi hissediyorum. O yüzden okurlarımın, takipçilerimin benim sesimi duymaları benim için çok önemliydi.

Söylediklerimi her ortamda kolayca dinleyebilmeleri, araba kullanırken, günlük işlerini yaparken bir yandan da benimle olmaları fikri beni çok heyecanlandırdı. 

İşte podcaste böyle başladım. Podcastlerde kendi süzgecimden geçirdiğim, hayattan küçük küçük damlalar paylaşıyorum aslında ve bu damlalar ile sizlerden aldığım geri bildirimler beni çok mutlu ediyor. Podcastlere devam diyorum. Podcast tarafında da büyümeye, sizlerle iletişimde olmaya devam. Hepinize sevgilerimi iletiyorum.

Sevgiyle Kalın,

Anda Kalın.

https://www.instagram.com/ranaberi/

https://www.facebook.com/RanaBeriAndaKalmak

https://www.linkedin.com/company/rana-beri-official

https://www.youtube.com/c/ranaberi

https://www.ranaberi.com/

Related posts
yazı

Sm. - Let's talk everything - Tümay Solak

Sm. – Let’s talk everything. Türkçe Podcast: Tümay Solak’ın hazırladığı ve sunduğu; güncel konuların konuşulduğu her hafta yayınlanan bir podcast yayınıdır.
Read more
yazı

Tüketime Övgü - Hakan Şık / Hande Aydın

Tüketime Övgü nasıl çıktı derseniz de biraz sizi geçmişimize götürmek isteriz.
Read more
yazı

Podcaster oldum da sor bir nasıl oldum - Ümran Örkün

Çocukluğu radyo tiyatrosunu dinlemekle geçmiş, yaşını kendiliğinden belli etmeye hevesli ben denizin yolu bir gün “podcastarea” adı ile anılan arkadaşla kesişince dedim ki “Nedir bu Podcast? “.
Read more

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir