yazı

Konuşmasam Deli Olacaktım – Sercan Sarıkaya

Konuşmaya başladığım andan itibaren en çok duyduğum cümle “konuşma Sercan” oldu sanırım. Ama insanların anlamadığı şuydu, konuşmasam deli olacaktım. Podcast yayınlarına başlamamın temel nedeni de bu aslında. Deli olmamak…

Her şeyin nasıl başladığını anlatmak için biraz başa dönmem gerekiyor. Bebekken, nispeten erken sayılabilecek bir dönemde ilk kelimelerimi söylediğim rivayet olunur (çok başa gittim farkındayım, hızlanacağım). Sonrası malum. Okul hayatım boyunca tahtaya yazılan konuşanlar listesinde hep en tepede oldum. Çoğu zaman benim adımı hiç silmezlerdi sonraki ders nasıl olsa tekrar yazılacak diye. Öğretmenlerimin en çok “Sercan konuşma”, “Sercan dersi dinle”, “Sercan yeter artık” cümlelerini hatırlıyorum. Hatta ilkokul öğretmenimin erken emekli olmasına neden olduğum da hâlâ konuşulur. 

Üniversite vakti geldiğinde konuşmaya olan meyyalime uygun bir alan seçsem aslında her şey daha kolay olabilirdi. Woody Allen’ın Annie Hall’un başında Groucho Marx’tan aktardığı bir söz var: Beni alacak kulübe ben girmek istemem. Benim üniversite tercihlerim bu sözün tam tersiydi. Beni alacak herhangi bir üniversite tamamdı benim için. Tercih vakti geldiğinde Türkiye haritasını önüme koyup girebileceğimi düşündüğüm bütün sahil şeridi şehirlerini yazdım. Üniversite demiyorum dikkat ettiyseniz. Şehri seçiyordum. İlk 18 tercihimi bu şekilde yaptıktan sonra kazanmamın daha muhtemel olduğu yerleri yazmaya başladım. Burada da kriterim İstanbul’a yakınlıktı. Sonuç olarak İstanbul’a iki saat uzaklıkta bir şehirde Jeofizik Mühendisliği bölümünü kazandım. 4 yıllık lisans öğrenimimin ilk 5 yılında neredeyse okula hiç gitmedim. Gittiğim zamanlar da pek hoşuma gitmedi. Yerle ilgilenen bir mühendislikti bu ama sınıftan hiç çıkmıyorduk. Ayağımı toprağa değdirsem razıydım. Sürekli bilimsel ilerlemenin olduğu, yeri görüntüleme teknojilerinin ardı ardına çıktığı bu alanda; 1980 yılında hocasının verdiği notlarla ders anlatmaktan gurur duyan bir hocam da vardı. 

Sonuç olarak 6. yıla geldiğimde bir şeyler yapmam gerektiğini anladım. Şehrin yerel ilanlarını yayımlayan bir internet sitesinde “tecrübeli-tecrübesiz radyo programcıları alınacaktır” şeklinde bir ilan gördüm. İlanı okur okumaz bu iş için doğmuşum gibi hissettim. Gidip o işi almalıydım. İş diyorum ama ödeme yok tabii, sonuçta işi öğretecekler. Ertesi gün görüşmeye gittim. Kapıdan girer girmez birçok şaka yaptım. Bazıları komikti, bazıları ayıp olmasın tebessümüyle geçiştirilecek türdendi. Ama karşımdaki kadınla enerjimiz tutmuştu. Eşiyle birlikte radyoyu kurmuşlar. İdari işlere o bakıyordu. Konuşmamızın başında 15 günlük bir deneme süreci olacağını ve bu süreç boyunca yayına çıkamayacağımı söyledi. Konuşmamızın sonunda yarın yayına başlayacağım şekilde anlaşmıştık. Ertesi gün 4 saatlik bir canlı yayınla radyoculuğa başladım. Kapanana kadar (3 ay) o radyoda çalıştım. Sonrasında şehrin önemli radyolarından birine geçtim. Bir süre de orada program yaptıktan sonra radyoculuğu bırakıp İstanbul’a geldim. 

İstanbul’a gelince anlatmaya farklı alanlarda devam ettim. Yazılar, senaryolar yazdım. Reklamlar, videolar çektim. Hepsini de severek yaptım, yapıyorum. Ancak bu dolaysız iletişim biçimi bir tutku olarak hep içimde kaldı. Türkiye’nin önemli radyolarında program ve editörlük yaptım. Sonra yine ‘ses’le yollarımız ayrıldı. Geçtiğimiz yıldan itibaren “radyoya mı dönsem?” diye yine düşünceler sardı beynimi. Ancak radyo; kurumsal aidiyet, içselleştirmesen bile uyman gereken ilkeler demekti. Bu yüzden yükselişini heyecanla takip ettiğim podcast’e iyice gönlüm kaymaya başladı. Gel zaman git zaman kafamda Ben-gesel adını verdiğim program oluşmaya başladı. Daha önce bu isimle yazılar yazmıştım zaten. Kişisel sorunlarımı ve takıntılarımı içeren, gözlemlediğim durumları eğlenceli (olmasını umduğum) bir dille anlatacağım bir format şekillendi zihnimde. 

Bunu profesyonel bir çatı altında yapmanın daha güzel olacağını düşünerek Podfresh ile iletişime geçtim. Zaten ortak arkadaşlarımız vardı ve yayınlarını ilgiyle takip ediyordum. Sevgili İlkan’ın (Akgül) da iyice cesaretlendirmesiyle ilk kaydı aldım. Ve maceram başladı. Bu tür yayınlarda sürekliliğin önemi bildiğim için haftada bir bölüm yayımlamaya özen gösteriyorum. Bu yazıyı yazmadan önce 3 haftada 3 bölüm yayımladım. Siz bu yazıyı okurken 5. bölüm yayımlanmış olur sanırım. 

Sercan Sarıkaya

Gündelik hayata dair aklıma takılanları, geçmişte yaşadıklarımı ve hatta gelecekte yaşayabileceklerimizi anlatıyorum temel olarak Ben-gesel’de. Bir konuşma metni hazırlamıyorum. Ama anlatacaklarıma dair konu başlıklarım oluyor. Her bölümün ismini, sevdiğim bir yazarın kitabından uyarlıyorum. Ben yolda olduğum veya gece evde hiçbir şey yapmak istemediğim zamanlarda podcast dinlemeyi çok seviyorum. Böyle anlarda dinleyeceğim podcast’in de biraz eğlenceli ve kafa dağıtır nitelikte olmasını istiyorum. Ben-gesel’i de aslında bu kafayla yapmaya çalışıyorum. Dinlendiğinde; “evet ya böyle bir şey de var”, “yuh artık böyle mi bir şey de mi varmış”, “çok saçmaymış” gibi şeyler dedirtmek istiyorum. Bir müddet sonra teknik kısmı da geliştirip prodüksiyon anlamında daha güçlü bir program yapmak istiyorum. Ve tabii ki dinlensin istiyorum. Dinlensin derken Türkiye’nin en çok dinlenen programı olsun değil derdim (olsa hayır demem tabii). Ama bu programı dinleyip keyif alabilecek insanların bir şekilde kulaklarına ulaşmayı istiyorum. 

Sait Faik yazmaya neden geri döndüğünü şöyle açıklamıştı: Yazmasam deli olacaktım. Ben de bu motivasyonla döndüm ‘ses’e. Çünkü anlatmasam deli olacaktım. 

Related posts
yazı

Schrödinger’in Kelleri - Onur Uğur

Bilenler bilir bizim tartışmalarımızda taş üstünde taş, omuz üstünde baş kalmaz.
Read more
yazı

Mozart Cultures - Polen Biçer

2017 yılından bu yana şahane işler ortaya koyan sanatı ve bilgiyi her yere, herkese yayabilme amacı ile kurulmuş bir topluluk olan MozartCultures ailesine yaklaşık olarak 2019 yılında dahil oldum.
Read more
yazı

Bir Yol - Mete Ersöz

Sene 2019. Ne kadar yakın, ama bir o kadar uzak bir yıl. Salgının ne olduğunu bilmediğimiz günler.
Read more

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir